Kadıköy web tasarım firması arayışına girdiğinizde ilk yaptığınız şey muhtemelen çevrenize sormak olur. Çarşıdaki esnafın iyi bir tesisatçıyı ya da güvenilir bir mali müşaviri birbirine önermesi gibi, komşu bir dükkânın memnun kaldığı ajans da akla gelen ilk aday haline gelir. Tavsiye sağlam bir başlangıçtır ama tek başına yetmez; o ekibin bir şarküteri için başarıyla kurduğu site, sizin kliniğinize ya da yazılım şirketinize uymayabilir. Bu yazıda bir firmayı değerlendirirken izleyebileceğiniz sıralı bir yol öneriyoruz. Önce ihtiyacınızı netleştiriyor, ardından portföyü sınıyor, iletişim ve teknik yeterliliği sorguluyor, en sonunda da sözleşmeyi ve yayın sonrası desteği masaya yatırıyoruz. Ajans tarafında durduğumuz için bu soruları hem soran hem de yanıtlayan taraf olarak yakından tanıyoruz.
Kadıköy web tasarım firmaları içinden doğru adayı bulmak, ilçenin ticari yoğunluğu düşünüldüğünde ayrıca özen ister. Bağdat Caddesi’nde yan yana dizilen mağazalar, Kozyatağı’ndaki plazalarda hizmet veren şirketler ve Moda’nın ara sokaklarındaki sanat atölyeleri, aynı arama sonuçlarında yer bulmak için yarışıyor. Böyle bir ortamda siteniz yalnızca göze hoş görünmekle kalmamalı; hızlı açılmalı, doğru kişiye ulaşmalı ve yıllarca sorunsuz çalışmalıdır. Kadıköy’deki işletmelerle çalışırken edindiğimiz izlenim şu: aksayan projelerin çoğu, seçim sırasında hiç sorulmamış sorulardan besleniyor. Aşağıdaki başlıklar, o soruları ilk görüşmeden önce cebinize koymanız için hazırlandı. Bu soruların hiçbiri teknik uzmanlık gerektirmiyor; neye bakacağınızı ve yanıtı nasıl tartacağınızı bilmeniz yeterli. Yanıtları not alarak ilerlerseniz görüşmelerin sonunda elinizde, adayları aynı ölçütlerle tartabileceğiniz düzenli bir dosya birikir.
Kadıköy web tasarım firması aramadan önce ihtiyacı yazıya dökmek
Firmalarla konuşmaya başlamadan önce bir sayfalık bir ihtiyaç notu hazırlamak, bütün süreci kısaltır. Bu notta yanıtlanması gereken ilk soru, sitenin sizin için hangi işi yapacağıdır: telefon mu çaldıracak, teklif formu mu doldurtacak, ürün mü satacak, yoksa kurumsal güven mi inşa edecek? Kozyatağı’ndaki bir plaza katında hizmet veren danışmanlık şirketi için hedef, potansiyel müşterinin ekip ve uzmanlık bilgisine kolayca ulaşıp bir toplantı talebi bırakmasıdır. Tarihi çarşıdaki bir şarküteri içinse aynı soru, haftanın taze ürünlerini göstermek ve paket siparişi kolaylaştırmak olarak yanıtlanır. Amacı tek cümleyle yazabildiğinizde, hangi firmanın gerçekten bu amaca odaklandığını da daha kolay ayırt edersiniz. Yazdığınız amaç cümlesi, ileride sitenin başarısını ölçerken kullanacağınız ölçütün de kaynağı olur.
Notun ikinci kısmında olmazsa olmazlarla sonradan eklenebilecekleri ayırın. Danışmanlık şirketi örneğinde iki dilli yapı ve kurumsal e-posta ilk günden gerekebilirken blog bölümü bekleyebilir. Ardından içeriğin durumuna bakın: metinler hazır mı, fotoğraf arşivi var mı, logo ve renkler belli mi? Karar zincirini de yazın; onayı yalnızca siz mi vereceksiniz, yoksa ortaklar, pazarlama sorumlusu ve hukuk birimi de işin içinde mi? Çok paydaşlı kurumlarda onay turları takvimi uzatır ve bu bilgi, firmanın size gerçekçi bir süre vermesini sağlar. Son olarak hedef tarihinizi belirtin; bir kampanya, sezon açılışı ya da fuar gibi esnemeyen bir tarih varsa bunu ilk görüşmede söyleyin. Mevcut bir siteniz varsa, ondan memnun olmadığınız üç noktayı not etmek de ekibin nereden başlayacağını gösterir.
Hazırladığınız notu görüştüğünüz her ekibe aynı biçimde iletin. Bu basit adımın iki faydası vardır. Birincisi, gelen teklifler aynı tarife dayandığı için yan yana konduğunda gerçekten karşılaştırılabilir hale gelir. İkincisi, firmanın notunuza verdiği tepki size çok şey anlatır. Birkaç saat içinde, tek bir soru sormadan rakam gönderen bir ekiple, hedef kitlenizi, rakiplerinizi ve mevcut sitenizin sorunlarını merak eden bir ekip arasında belirgin bir mesafe vardır. İyi bir Kadıköy web tasarım firması notunuzdaki boşlukları fark eder ve onları sizinle birlikte doldurmaya çalışır. Sorularıyla sizi düşünmeye zorlayan bir muhatap, projenin ileriki aşamalarında da aynı özeni gösterme eğilimindedir. Bu ilk temas, sonraki aylarda nasıl bir çalışma ilişkisi kuracağınızın küçük bir provasıdır.
Portföyü ekran görüntüsüyle değil, canlı sitelerle sınamak
Sunum dosyalarındaki ekran görüntüleri ve özenle hazırlanmış taslak çizimler, bir sitenin gerçek performansı hakkında pek az şey söyler. Firmadan portföyündeki işlerin canlı adreslerini isteyin ve bunları masaüstünden önce telefonunuzda açın. Kadıköy iskelesinden Beşiktaş’a giden vapurda, mobil veriyle gezinmek gerçekçi bir sınav ortamı sunar. Menü başparmakla rahatça açılıyor mu, yazılar yakınlaştırmadan okunuyor mu, bir formu doldurup göndermek kaç dokunuş sürüyor? Telefon numarasına dokunduğunuzda arama ekranı geliyor mu, haritadaki işaret dükkânın gerçek yerini buluyor mu? Mümkünse aynı denemeyi eski model bir telefonla da tekrarlayın; müşterilerinizin hepsi son model cihaz kullanmıyor. Sayfa açılırken içerik yerinden zıplıyorsa ya da düğmeler birbirine fazlasıyla yakınsa, bu küçük ayrıntılar ekip hakkında tasarım dosyalarından daha dürüst bilgi verir.
Gözle yapılan denemeyi bir ölçümle tamamlayın. Google’ın ücretsiz PageSpeed Insights aracına portföydeki birkaç adresi girdiğinizde, sayfanın mobilde ne kadar hızlı yüklendiğini özetleyen bir puanla ve Core Web Vitals adı verilen ölçümlerle karşılaşırsınız. Bunlar kabaca ana içeriğin ekrana gelme süresini, yükleme sırasında öğelerin kayıp kaymadığını ve bir dokunuşa ne kadar çabuk tepki verildiğini anlatır. Tek bir sitenin düşük puan alması, müşterinin sonradan yüklediği ağır görsellerden kaynaklanıyor olabilir; bu yüzden tek sonuca takılmayın. Ancak incelediğiniz beş sitenin beşi de mobilde zorlanıyorsa, sorun büyük olasılıkla firmanın kurulum alışkanlıklarındadır. Ölçümü günün farklı saatlerinde tekrarlamak, sunucudan kaynaklanan dalgalanmaları ayırt etmenize yardım eder. Puanları ekiple paylaşıp nasıl yorumladıklarını sormak da yetkinlikleri hakkında ipucu verir.
Portföyde sizin sektörünüze yakın bir örnek bulunması elinizi güçlendirir, ama tek ölçüt olmamalıdır. Bahariye Caddesi’nde bir mağaza işletiyorsanız, daha önce perakende sitesi kurmuş bir ekip ürün listeleme, stok uyarısı ve kampanya sayfaları konusunda size zaman kazandırır. Bir sağlık kuruluşu için çalışmış ekip ise randevu akışını ve hassas verilerin korunmasını bilir. Sektör deneyimi sizin işinizi anlamanın yerini tutmaz; yalnızca öğrenme süresini kısaltır. Yine de aynı sektörde onlarca iş yapmış bir firmanın size de rakiplerinizinkine çok benzeyen bir site önermesi riski vardır. Sektör örneği gösterildiğinde o projede karşılaşılan zorluğu ve bugün neyi farklı yapacaklarını sorun. Mümkünse o işletmeyle kısa bir görüşme için firmadan izin isteyin; gerçek deneyimi doğrudan dinlemek kadar öğretici bir şey yoktur.
İletişim düzeni ve teknik yeterliliği ölçen sorular
Bir projenin aksamasına çoğu zaman teknik bir hata değil, kopan iletişim yol açar. İlk görüşmede projeyi sizin tarafınızda kimin yöneteceğini ve firmada muhatabınızın kim olacağını netleştirin. Sorularınızı hangi kanaldan ileteceğinizi, yanıt için ne kadar beklemeniz gerektiğini ve ilerlemeyi hangi sıklıkla göreceğinizi sorun. Yüz yüze toplantılar ne kadar verimli geçse de günlük iletişimin büyük kısmı yazılı yürür; yazışmalardaki açıklığa da dikkat edin. Ortak bir proje panosu veya her hafta gönderilen bir durum özeti, nerede olduğunuzu tahmin etmek yerine bilmenizi sağlar. İşin firmanın kendi kadrosunca mı yapıldığını, yoksa bir kısmının dışarıdaki serbest çalışanlara mı verildiğini öğrenmek de yerinde bir sorudur. Bunda kendi başına bir sakınca yoktur; ancak kimin neyden sorumlu olduğu belirsizse, bir hata çıktığında topu birbirine atan bir zincirle karşılaşabilirsiniz.
Teknik tarafta ilk soru sitenin hangi altyapı üzerine kurulacağıdır. WordPress gibi yaygın bir içerik yönetim sistemi, geniş bir eklenti yelpazesi ve kolay bulunan geliştiricilerle gelir. Özel yazılmış bir yapı daha yalın ve hızlı olabilir, ama ileride başka bir ekibin devralması zorlaşabilir. Abonelikle çalışan hazır site kurucuları hızlı bir başlangıç sunar; buna karşılık siteyi başka bir sağlayıcıya taşımak çoğu zaman mümkün olmaz. Hangi yolun önerildiği kadar, neden önerildiğine verilen yanıt da belirleyicidir; çünkü bu tercih sitenizin hızını, güvenliğini ve yıllık giderlerini doğrudan etkiler. Ayrıca metinleri, fotoğrafları ve fiyatları kendiniz değiştirip değiştiremeyeceğinizi, kullanılacak ücretli tema ve eklentilerin lisanslı olup olmadığını ve özel yazılan kodun size teslim edilip edilmeyeceğini de sorun.
Güvenlik ve yedekleme, ancak bir sorun yaşandığında hatırlanan konulardır; bu yüzden onları imzadan önce konuşmak gerekir. Firmaya yedeklerin hangi sıklıkla alındığını, aynı sunucuda mı yoksa ayrı bir konumda mı saklandığını ve bir geri yükleme denemesinin en son ne zaman yapıldığını sorun. Hiç denenmemiş bir yedek, kriz anında işe yaramayabilir. SSL sertifikasının yanı sıra yönetim paneline girişin iki adımlı doğrulamayla korunup korunmadığı, güncellemelerin kim tarafından ve ne aralıkla yapıldığı, şüpheli giriş denemelerine karşı bir güvenlik duvarı kullanılıp kullanılmadığı da sorulacaklar arasındadır. En kötü senaryoyu da konuşun: site saldırıya uğrarsa kaç saat ya da gün içinde yayına dönülebileceği sorusunun net bir yanıtı olmalıdır. Yanıtları yazılı olarak almak, ileride bir anlaşmazlık çıktığında başvurabileceğiniz bir kayıt oluşturur.
Sözleşmede aranacak maddeler, destek ve kırmızı bayraklar
Sözleşme, sözlü olarak konuşulan her şeyin yazıya geçirildiği yerdir ve burada belirsizlik size karşı işler. Kapsam bölümünde sayfaların ve işlevlerin tek tek listelenmesini isteyin; “kurumsal site” gibi genel bir ifade yeterli değildir. Kaç revizyon turunun ücrete dahil olduğu ve fazlası için nasıl ücretlendirme yapılacağı açıkça yazmalıdır. Teslim takvimi ara tarihlerle birlikte belirtilmeli, gecikme olursa ne olacağı açıklanmalıdır. Alan adı, barındırma, analiz ve arama konsolu hesaplarının sizin adınıza açılacağı, tasarım dosyalarının ve kaynak kodun proje sonunda size teslim edileceği ayrıca kayda geçmelidir. Paylaştığınız müşteri listeleri ve ticari bilgiler için gizlilik maddesi ile kişisel verilerin işlenmesine dair hükümler de unutulmamalıdır. Taslağı imzalamadan önce güvendiğiniz bir hukukçuya göstermek, gözden kaçan maddeleri yakalamanın kolay bir yoludur.
Yayın günü, sitenin hayatının sonu değil başlangıcıdır. İlk haftalarda gerçek kullanıcılarla karşılaşan her sitede bir formun e-postası ulaşmaz, bir görsel belli bir tarayıcıda kayar ya da bir bağlantı yanlış sayfaya gider. Firmanın bu tür hataları yayından sonraki belirli bir süre boyunca ücretsiz giderip gidermediğini sorun. Ardından bakım teklifini inceleyin: eklenti yükseltmeleri, yedeklerin geri yüklenebilirliğinin denetimi ve ufak düzeltmeler ayda kaç saatle sınırlanıyor, acil bir arızada ne kadar sürede dönüş yapılıyor? Raporlama da bu başlığa girer; aylık kısa bir özetle sitenin hızını ve trafik eğilimini izlemek, sorunları büyümeden fark etmenizi sağlar. Panelin kullanımına dair kısa bir eğitim verilmesi ve bu eğitimin kayda alınması, ekibinizde biri değiştiğinde bile siteyi yönetmeye devam etmenizi sağlar. Ayrılmak istediğinizde devrin nasıl yapılacağını da yazılı olarak öğrenin.
Bazı işaretler, görüşmeyi orada bitirmeniz için yeterlidir. Google’da birinci sırayı garanti eden bir firma, ya arama motorlarının nasıl çalıştığını bilmiyordur ya da size gerçeği söylemiyordur; sıralamayı hiçbir ajans kontrol edemez. Kapsamı belirsiz bırakan, sayfa listesi yerine yalnızca toplam bir rakam sunan teklifler de sorun habercisidir, çünkü her ek istek tartışma konusuna dönüşür. Alan adının ya da barındırma hesabının ajans adına açılması, ileride ayrılmak istediğinizde sitenizi rehin bırakmak anlamına gelebilir. Rakiplerinizi kötüleyerek satış yapmaya çalışan bir ekip de uzun vadede yorucu bir ortak olur. Bunlara ek olarak canlı örnek göstermekten kaçınan, yazılı sözleşme yapmak istemeyen ya da “indirim yalnızca bugün geçerli” diyerek acele ettiren bir Kadıköy web tasarım firması ile çalışmadan önce iki kez düşünün.
Firma seçimiyle ilgili merak edilenler
Serbest çalışan bir tasarımcı mı, ajans mı tercih etmeliyim?
Bu, projenin büyüklüğüne ve süreklilik ihtiyacınıza bağlıdır. Az sayfalı bir tanıtım sitesi için deneyimli bir serbest tasarımcı esnek ve ekonomik bir seçenek olabilir. Randevu, ödeme ya da entegrasyon içeren, düzenli bakım gerektiren projelerde ise tasarım, yazılım ve içerik yetkinliklerini bir arada sunan bir ekip riski azaltır. Hangisini seçerseniz seçin, o kişi ya da ekip ulaşılamaz olduğunda işin nasıl süreceğini baştan sorun.
Kaç firmadan teklif almak mantıklı olur?
Üç ile beş arası firma, çoğu işletme için yeterli bir karşılaştırma imkânı sunar. Daha azında seçenekleriniz daralır, daha fazlasında ise görüşmeler ve teklif dosyaları arasında kaybolursunuz. Önce kısa bir ön elemeyle portföyü ve iletişim tarzı size uymayanları ayıklayın, ardından kalan adaylarla ayrıntılı görüşmeler yapın. Teklifleri kıyaslarken yalnızca toplam tutara değil, kapsam listesine, takvime ve yayın sonrası desteğe de aynı ağırlığı verin.
Mevcut sitemi yapan firmadan ayrılırken neleri teslim almalıyım?
Teslim listesinin temelinde alan adı ve barındırma panelinin erişim bilgileri, sitenin tam yedeği, veritabanı dökümü, kullanılan tema ve eklentilerin lisans bilgileri, tasarım dosyaları ve varsa özel yazılmış kodun güncel sürümü yer alır. Analiz ve arama konsolu hesaplarında yönetici yetkisinin size devredildiğini de doğrulayın. Taşıma sırasında eski adreslerin korunması ve gerekli yönlendirmelerin yapılması, arama görünürlüğünüzün zarar görmemesi için ayrıca planlanmalıdır.
Küçük bir deneme işiyle başlamak doğru bir yöntem mi?
Özellikle büyük ve uzun soluklu projelerde mantıklı bir yoldur. Bir açılış sayfası, mevcut sitenin hız iyileştirmesi ya da kısa bir kampanya sayfası gibi sınırlı bir işle başlamak, firmanın iletişim tarzını, teslim disiplinini ve teknik kalitesini düşük riskle görmenizi sağlar. Deneme işinin de yazılı bir kapsamı ve ücreti olmalıdır; ücretsiz iş istemek, karşı tarafın en deneyimli kadrosunu değil, o an en boşta olan kişiyi görevlendirmesine yol açabilir.

